
TARİH BOYUNCA PEYGAMBERLERE İMAN
EDENLERİN SAYISI HEP ÇOK AZ OLMUŞTUR
Ahir
zamanda Hz. Mehdi'yi destekleyenlerin ve yardımcılarının sayısının
çok az olacak olması Allah'ın Kuran'da bildirdiği adetullahının
bir gereğidir. Bu durum, tarih boyunca yaşamış olan tüm mümin topluluklarında
hep aynı olmuştur. Kuran'da peygamberlerin de çevrelerinde samimi
olarak iman eden kişilerin hep çok az olduğuna dair bilgiler verilmiştir.
Örneğin Hz. Musa'ya yalnızca yaşadığı toplumun gençlerinden oluşan
çok az sayıda kimse iman etmiştir:
Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir zürriyetinden
(gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin kendilerini
belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı... (Yunus
Suresi, 83)
Bir ayette Hz. Musa'ya inananların çok az sayıda olduklarını, dönemin
Firavunu'nun şöyle dile getirdiği haber verilmiştir:
"Gerçek şu ki bunlar
azınlık olan bir topluluktur" (Şuara Suresi, 54)
Aynı durum Hz. İsa'nın ilk geldiği dönemdeki yardımcıları için
de geçerlidir. Rivayetlerden Hz. İsa'ya da az sayıdaki havarilerin
iman ettikleri ve bunun dışında halktan ona inanan kimsenin olmadığı
haber verilmiştir. Kuran'da Hz. İsa'ya inananların durumu şöyle
bildirilmektedir:
Ey iman edenler, Allah'ın yardımcıları olun:
Meryem oğlu İsa'nın havarilere: "Allah'a (yönelirken) benim yardımcılarım
kimlerdir?" demesi gibi. Havariler de demişlerdi ki: "Allah'ın
yardımcıları bizleriz." Böylece
İsrailoğulları'ndan bir topluluk iman etmiş, bir topluluk
da inkar etmişti... (Saff Suresi, 14)
Kuran'da, Ashab-ı Kehf adlı topluluğun da sayılarının çok az olduğu
bildirilmiştir:
(Sonra gelen kuşaklar) Diyecekler ki: "Üç'tüler,
onların dördüncüsü köpekleridir." Ve: "Beştiler, onların altıncısı
köpekleridir" diyecekler. (Bu,) Bilinmeyene (gayba) taş atmaktır.
"Yedidirler, onların sekizincisi köpekleridir" diyecekler.
De ki: "Rabbim, onların sayısını daha iyi bilir, onları pek az
(insan) dışında kimse bilemez." ... (Kehf Suresi, 22)
Bir başka ayette ise Hz. Nuh'a uyan kimselerin sayısının da çok
az olduğu şöyle haber verilmiştir:
... Zaten onunla
birlikte çok azından başkası iman etmemişti. (Hud Suresi,
40)
Kuran'da Hz. Lut'a da çok az kişinin iman ettiği bildirilmektedir.
Lut kavmine büyük bir felaket isabet ettiğinde, Allah oradan sadece
Hz. Lut'un iman eden aile mensuplarını -iman etmeyen hanımı dışında-
kurtarmıştır:
… Kendi karısı
dışında, onu ve ailesini muhakkak kurtaracağız. O (karısı)
arkada kalacak olanlardandır." Elçilerimiz Lut'a geldikleri zaman
o, bunlar dolayısıyla kötüleşti ve içi daraldı. Dediler ki: "Korkuya
düşme ve hüzne kapılma. Karın dışında, seni ve aileni muhakak
kurtaracağız. O ise, arkada kalacaktır." (Ankebut Suresi, 32-33)
İnsanların Allah'ın elçilerine iman etmemelerinin birçok sebebi vardır. Bunlardan biri, önceki bölümlerde anlatıldığı gibi, asılsız iftiralar ve karalamalar nedeniyle toplumda oluşan "olumsuz kanaatlerdir". İnsanlar, inkar edenler tarafından "yalancı", "menfaatperest", "deli", "sapkın" gibi iftiralarla karşı karşıya kalan salih müminlerden uzak durmayı tercih etmişlerdir. Elbette bu durum, söz konusu insanların önemli bir yanılgısıdır. Ancak aynı yanılgı nedeniyle pek çok insan Hz. Mehdi'ye de tabi olmaktan kaçınacak ve ondan uzak duracaktır.
Bir diğer neden, toplumda kabul gören batıl inanışların, hurafelerin ve türlü yanlış itikatların, Allah'ın elçileri vesilesiyle hak dinini göndermesiyle tüm sözde dayanaklarını yitirecek olmasıdır. Bu nedenle elçiler, haksızlığa ve adaletsizliğe dayanan sistemin bozulmasıyla menfaatleri zarar görecek olan kimselerin güçlü tepkileriyle, iftira ve karalamalarıyla karşılaşmışlardır. Bu durumun bir sonucu olarak da peygamberlere ve salih elçilere tarih boyunca hep az sayıda kişi iman etmiştir. Hadislerde işaret edildiğine göre, Hz. Mehdi cemaatinin sayısı da benzer nedenlerle çok az olacaktır. İnsanların büyük çoğunluğu hem iftiraların etkisi altında kalarak hem de olabilecek baskı ve zorluklardan endişe duyarak Hz. Mehdi ve cemaatinden uzak duracaklardır.
Toplumsal baskı, insanların tarih boyunca iman sahiplerine yardımcı olmalarını
engelleyen en önemli sebeplerden bir diğeridir. Kuran ayetlerinde
bu konuda Hz. Musa'ya iman eden gençler örnek verilmektedir. Ayette
şu şekilde bildirilmektedir:
Sonunda Musa'ya kendi kavminin bir
zürriyetinden (gençlerinden) başka -Firavun ve önde gelen çevresinin
kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla- iman eden olmadı.
Çünkü Firavun, gerçekten yeryüzünde büyüklenen bir zorba ve gerçekten
ölçüyü taşıranlardandı. (Yunus Suresi, 83)
Yukarıdaki ayette Hz. Musa'ya "Firavun ve önde gelen çevresinin
kendilerini belalara çarptırmaları korkusuyla" iman edenin
olmadığı bildirilmektedir. İnsanlar eğer Hz. Musa'ya iman ederlerse
baskı göreceklerini, yurtlarından sürüleceklerini, tutuklanıp öldürüleceklerini
düşünmüşlerdir. Bu korku nedeniyle de iman edenlerden uzak durmuş,
başlarına kötü şeyler geleceğini düşündükleri için onlara yaklaşmamışlardır.
Oysa Hz. Musa ve onunla birlikte olan salih müminler, Allah'ın izniyle
çok şerefli ve kutlu bir hayat yaşamışlardır. Ahirette de güzel
ahlaklarının, sabırlarının, iyi davranışlarının karşılığını en güzel
şekilde alacaklarını ummaktadırlar. Hadislerin işaretlerine göre
aynı durum Hz. Mehdi için de söz konusu olacak, toplumun büyük kesimi
menfaatlerine zarar gelmesi endişesiyle Hz. Mehdi'ye yakın olmaktan,
onu desteklemekten kaçınacaklardır.
Ayette haber verilen bilgilerden biri de Hz. Musa'ya sadece kavminden genç
bir topluluğun iman etmiş olmasıdır. Hadislerde, Hz. Mehdi'ye de
gençlerin tabi olacağına işaret edilmektedir. Bu bilgilere göre
Hz. Mehdi'nin cemaati hem sayıca az hem de gençlerden oluşan bir
topluluk olacaktır. (En doğrusunu Allah bilir). Hz. Mehdi'nin çevresinde
gençlerin olacağına işaret eden hadislerden bazıları şu şekildedir:
Mehdi bizden Ehl-i Beytten (soyumdan) bir gençtir.
İhtiyarlarınız ona yetişmeyecek, gençleriniz ise onu ümid edeceklerdir.
Allah dilediğini yapacaktır.91
Mehdi'nin bayraktarı, sakalı hafif, rengi sarı, küçük bir
genç olacaktır.92
Onun bayraktarı doğudan Temimi soyuna mensup bir genç olacaktır.93

91 Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il
Ahir Zaman, s. 23
92 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,
s. 51
93 El-Kavlu’l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar,
s. 26 |
|
|