
GEÇMİŞTE GÖNDERİLEN PEYGAMBERLER
DE TOPLUMLARI TARAFINDAN TANINMAMIŞLARDIR
eçmiş
dönemlerde gönderilen peygamberler ve elçiler de çoğunlukla kavimleri
tarafından tanınmamış ve yalanlanmışlardır. Örneğin, sevgili Peygamberimiz
Hz. Muhammed (sav)'in, tüm insanlığın hidayeti için gönderilmiş
kutlu bir elçi olduğu -peygamberliğinin ilk dönemlerinde- insanların
büyük bir kısmı tarafından inkar edilmiştir. Özellikle Yahudi ve
Hristiyanların çoğunluğu, sahip oldukları pek çok bilgiye rağmen
Hz. Muhammed (sav)'in peygamberliğini kabul etmemişlerdir. Peygamberimiz
(sav)'in, kendisinden önce indirilmiş olan kitapları doğrulayan,
insanların içine düştükleri ihtilafları ortadan kaldıran bir müjde
verici ve uyarıcı olarak gönderilmiş olmasının yüzlerce delili olmasına
rağmen, bu insanlar Hz. Muhammed (sav)'e tabi olmamışlardır. Oysa
Kuran'dan önce vahyedilmiş kitaplarda, bu peygamberlerden sonra
bir elçi geleceği haber verilmiş, bu elçi geldiğinde insanların
ona uymaları gerektiği bildirilmiştir. Kuran'da bu gerçek şu şekilde
yer alır:
Onlar ki, yanlarındaki Tevrat'ta ve İncil'de
(geleceği) yazılı bulacakları ümmi haber getirici (Nebi) olan
elçiye (Resul) uyarlar... (Araf Suresi, 157)
Bir başka ayette ise önceden kitap verilmiş olanların yani Yahudi
ve Hristiyanların, Peygamberimiz (sav)'i yakından tanıdıkları, onun
hak peygamber olduğunu bildikleri halde gerçeği sakladıkları haber
verilmiştir:
Kendilerine kitap verdiklerimiz, onu
(peygamberi), çocuklarını tanır gibi tanırlar. Buna rağmen içlerinden
bir bölümü, bildikleri halde gerçeği gizlerler. (Bakara
Suresi, 146)
Bir başka ayette de, söz konusu insanların aslında Kuran-ı Kerim'in
hak kitap olduğunu da bildikleri haber verilmiştir:
Allah'tan başka bir hakem mi arayayım? Oysa O,
size Kitab'ı açıklanmış olarak indirmiştir. Kendilerine
kitap verdiklerimiz, bunun gerçekten Rabbinden hak olarak indirilmiş
olduğunu bilmektedirler. Şu halde, sakın kuşkuya kapılanlardan
olma. (Enam Suresi, 114)
Bununla birlikte Yahudi ve Hristiyanlar içinden vicdan sahibi samimi
müminler, Peygamberimiz (sav) geldiğinde hemen hakkı tanımış ve
ona tabi olmuşlardır. Ayetlerde şöyle buyurulur:
... Onlardan, iman edenlere sevgi bakımından
en yakın olarak da: "Hristiyanlarız" diyenleri bulursun.
Bu, onlardan (birtakım) papaz ve rahiplerin olması ve onların
gerçekte büyüklük taslamamaları nedeniyledir. Elçiye indirileni
dinlediklerinde hakkı tanıdıklarından dolayı gözlerinin yaşlarla
dolup taştığını görürsün. Derler ki: "Rabbimiz inandık; öyleyse
bizi şahidlerle birlikte yaz. Hem Rabbimiz'in bizi salihler topluluğuna
katmasını umarken ne diye Allah'a ve bize Hak'tan gelene inanmayalım?"
(Maide Suresi, 82-84)
Tüm bunlara rağmen, Yahudi ve Hristiyanların bir kısmı Peygamberimiz
(sav)'in son hak peygamber, Kuran'ın da hak kitap olduğuna inanmamışlar,
gördükleri tüm alametlere ve delillere rağmen Peygamberimiz (sav)'e
itaat etmemişlerdir. Ayrıca Hz. İbrahim gibi birçok peygamberin
kavimleri tarafından (Ankebut Suresi, 16-25) tanınmadıkları Kuran
ayetlerinde bildirilmektedir. Hz. Yusuf'un ise kardeşleri tarafından
tanınmadığı, "... onu tanımadıkları halde kendisi onları
hemen tanıdı." (Yusuf Suresi, 58) ayetiyle haber verilmiştir.
Benzer bir şekilde, Hz. İsa ve Hz. Mehdi geldiğinde de, insanların
bir kısmı tüm delilleri görmelerine rağmen kişisel çıkar kaygılarıyla
bu mübarek şahısları tanımazlıktan gelecek ve insanlardan gerçekleri
saklayacak olabilirler.
|